Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Baskı

KUTAHYA BULTEN - Baskı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Baskı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yargıtay’dan Mobbing Davalarında Emsal Karar: İspat Yükü İşverende Haber

Yargıtay’dan Mobbing Davalarında Emsal Karar: İspat Yükü İşverende

Yargıtay’dan Mobbing Davalarında Emsal Karar: İspat Yükü İşverende Kütahya Bülten – Özel Haber İşyerinde psikolojik taciz olarak tanımlanan mobbing davalarına ilişkin Yargıtay’dan emsal niteliğinde kararlar gelmeye devam ediyor. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, mobbing iddialarında kesin ve mutlak delil aranamayacağını, işçinin şüphe uyandıracak olguları ortaya koymasının yeterli olduğunu, bu durumda ispat yükünün işverene geçtiğini açıkça ortaya koydu. Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nin 2013/693 Esas, 2013/30811 Karar sayılı ilamında; mobbingin varlığı için kişilik haklarının ağır şekilde ihlal edilmesinin şart olmadığı, kişilik haklarına yönelik haksız bir saldırının yeterli olduğu vurgulandı. Kararda, mobbing iddialarında şüpheden uzak kesin deliller aranamayacağı belirtilirken, davacı işçinin iddialarını destekleyen olguları sunmasının yeterli olduğu ifade edildi. “Mobbing Yokluğunu İşveren İspatlamalı” Yargıtay kararında, işyerinde mobbing uygulanmadığını ispat etme yükümlülüğünün işverene ait olduğu açıkça belirtildi. Tanık beyanları, sağlık raporları, bilirkişi raporları, kamera kayıtları ve benzeri tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekilerek, bu hususlar göz ardı edilerek verilen kararların bozma nedeni sayılacağı ifade edildi. Benzer yöndeki bir diğer kararda ise Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 2015/11958 Esas, 2016/15623 Karar sayılı ilamıyla, mobbingin diğer dava türlerine göre ispatı zor bir olgu olduğuna işaret etti. Kararda, işçinin kendisine mobbing uygulandığına dair kuşku uyandıracak vakıaları mahkemeye sunmasının yeterli olduğu, bu aşamadan sonra işyerinde mobbingin gerçekleşmediğini ispatlamanın işverenin sorumluluğunda olduğu belirtildi. Çalışanlar Açısından Kritik Öneme Sahip Uzmanlar, Yargıtay’ın bu kararlarının özellikle kamu ve özel sektörde çalışanlar açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Kararlar, mobbing mağduru çalışanların hak arama yollarını güçlendirirken, işverenlerin de işyerindeki davranış ve uygulamalara daha fazla özen göstermesi gerektiğini ortaya koyuyor. İş hukukunda emsal kabul edilen bu kararlar, Kütahya’daki işçi ve işverenler başta olmak üzere Türkiye genelinde açılacak mobbing davalarında yol gösterici nitelik taşıyor. Kütahya Bülten, işçi hakları, çalışma hayatı ve hukuki gelişmeleri yakından takip ederek kamuoyuna aktarmaya devam edecek.

CHP'li Kütahya Belediyesinden 28 Şubat Uygulaması Haber

CHP'li Kütahya Belediyesinden 28 Şubat Uygulaması

Hizmet-İş’ten CHP’li Kütahya Belediyesi’ne Çok Sert Suçlama: “İkna Odaları Kuruldu, İşçilere Mobbing ve Tehdit Var!” Hizmet-İş Sendikası Genel Başkan Vekili Halil Özdemir, Kütahya Belediyesi önünde yaptığı sert basın açıklamasıyla CHP’li Kütahya Belediyesi’ni mobbing, baskı, tehdit ve sendikal müdahale ile suçladı. Özdemir, belediyede yaşananları “28 Şubat sürecindeki ikna odalarını aratmayan uygulamalar” sözleriyle tanımladı. Özdemir açıklamasında, Kütahya Belediyesi’nde işçilerin sendika değiştirmeye zorlandığını, bu süreçte baskı, tehdit ve sistematik mobbing uygulandığını iddia etti. Belediyede “ikna odaları” kurulduğunu öne süren Özdemir, işçilerin bire bir görüşmelere çağrılarak sendikal tercihlerinin değiştirilmesinin istendiğini vurguladı. “Çocuğun Elimizde” Diyerek Tehdit Ettiler! Basın açıklamasında en çarpıcı iddialardan biri ise Hizmet-İş Sendikası Kütahya Şube Başkanı Sebahattin Ödemiş’e yönelik tehditler oldu. Halil Özdemir, Ödemiş’in telefonla aranarak ‘Bu işleri bırak, sendika konularını bırak, çocuğun elimizde’ şeklinde tehdit edildiğini, konunun yargıya taşındığını kamuoyuyla paylaştı. Başkan’dan İşçilere Gözdağı İddiası Özdemir, Kütahya Belediye Başkanı’nın işçilere yönelik “Sıkıyorsa bir daha belediye önünde toplanın, eylem yapın da göreyim” şeklinde ifadeler kullandığını iddia ederek, bunun açık bir gözdağı ve demokratik hakların engellenmesi anlamına geldiğini söyledi. “Bu Bir Sendikal Kırım Girişimidir” Hizmet-İş olarak geri adım atmayacaklarını vurgulayan Özdemir, şu ifadeleri kullandı: > “Burada yapılan şey açıkça sendikal baskıdır, işçiyi sindirme operasyonudur. Hiç kimse emeğiyle geçinen işçiyi tehdit edemez. Bu hukuksuzluğun sonuna kadar takipçisi olacağız.” Belediye Önünde Sert Mesaj Hizmet-İş Sendikası’nın, tüm baskılara rağmen Kütahya Belediyesi önünde basın açıklaması yaparak mesaj verdiğini belirten Özdemir, işçilerin anayasal ve sendikal haklarını savunmaya devam edeceklerini ifade etti.

Bu Sektörde Tuvalete Bile Süre Tutuluyor! Çağrı Merkezlerinin Kirli Gerçeği Haber

Bu Sektörde Tuvalete Bile Süre Tutuluyor! Çağrı Merkezlerinin Kirli Gerçeği

Bu Sektörde Tuvalete Bile Süre Tutuluyor! Çağrı Merkezlerinin Kirli Gerçeği Türkiye’de her gün milyonlarca çağrı karşılayan müşteri temsilcileri, hizmet sektörünün en kritik halkalarından biri olarak görülüyor. Resmî verilere göre Türkiye’de yaklaşık 120 bin müşteri temsilcisi aktif olarak çalışıyor. Ancak sektör büyürken, çalışanların yaşadığı zorluklar da büyüyor. Dışarıdan “kolay iş” olarak görülen bu meslek, aslında hem psikolojik hem de sosyal açıdan en ağır iş yüklerinden birini barındırıyor. Bankalardan Promosyon Geliyor, Ama Çalışana Gitmiyor Çağrı merkezi çalışanlarının en çok şikâyet ettiği konulardan biri de bankalardan alınan promosyon ödemeleri. Çalışılan şirketler bankalarla yüksek promosyon anlaşmaları yapıyor, bazı şirketlerin aldığı promosyon 10–20 milyon TL seviyelerine kadar çıkabiliyor. Ancak birçok özel sektör çağrı merkezinde bu promosyon çalışana dağıtılmıyor. Müşteri temsilcileri, kamu çalışanları gibi promosyondan pay alamıyor; paranın tamamı şirket kasasına aktarılıyor. Çalışanlar bunu “emek bizim, para şirketin” diyerek eleştiriyor. Düşük Ücretler ve Sürekli Maliyet Baskısı Sektörün en büyük sorunu ise maaşların yapılan iş yüküne göre düşük kalması. Özel sektörde: Maaşlar genellikle asgari ücret bandında, Prim sistemi çoğu yerde belirsiz ve hedef baskılı, Sosyal haklar minimum düzeyde. Özellikle dış kaynak (outsourcing) firmalarında temsilciler, çok uluslu markaların yükünü taşırken neredeyse en düşük ücretle çalışıyor. Performans Baskısı: Her Dakikanın Bir Ceza Puanı Var Çağrı merkezlerinde performans sistemi çalışanın tüm çalışma düzenini belirliyor. Her müşteri temsilçisi: Ortalama görüşme süresi, Günlük cevaplanması gereken çağrı sayısı, Çözüm oranı, Memnuniyet puanı, Arka ofis işlem süresi, gibi en az 5–7 farklı kriterle ölçülüyor. Bu nedenle birçok çalışan tuvalete bile zaman tutarak gitmek zorunda kalıyor. Bazı şirketlerde 1–2 dakika geç dönmek bile performans puanını düşürebiliyor. Psikolojik Baskı ve Tükenmişlik Müşteri temsilcilerinin en ağır yükü ise psikolojik baskı. Gün içinde 80–150 arası çağrı cevaplayan bir çalışan; öfkeli müşteriler, hakaretler, yoğun talep ve çözümsüz konularla baş başa kalıyor. Sürekli işitsel saldırıya uğrayan çalışanların birçoğu:Kaygı, Yoğun stres,Çabuk tükenmişlik,Uyku bozukluğu,Sosyal hayattan kopma, gibi sorunlar yaşıyor. Uzmanlara göre çağrı merkezi çalışanlarında tükenmişlik sendromu, diğer sektörlere göre 2,5 kat daha fazla görülüyor. Evden Çalışma Göründüğü Kadar Kolay Değil Sektörde çalışanların %65’e yakını evden çalışıyor. Ancak bu durum dışarıdan sanıldığı gibi konforlu değil. Birçok şirkette evden çalışan temsilciler: İnternet kesilirse maaş/prim kaybediyor, Elektrik faturaları kendi cebinden çıkıyor, Denetim amaçlı bilgisayar kameraları açık tutuluyor, “AHT” baskısı nedeniyle evde sessizlik zorunlu. Ev ortamı bir anda “şubeye dönüştüğü” için çalışanlar hem evini hem işini yönetmekte zorlanıyor. Yüksek İşten Ayrılma Oranı: Sektörde Ortalama Çalışma Süresi 8 Ay Çağrı merkezlerinde Türkiye ortalaması olarak bir personelin aynı şirkette çalışma süresi 8–12 ay. Bunun başlıca sebepleri: Düşük ücret, Yüksek performans baskısı, Zor müşteri profili, Kariyer imkânlarının sınırlı olması, Yönetim tarzı problemleri. Her yıl sektörde çalışanların yaklaşık %35–40’ı iş değiştiriyor. Engelli Çalışanlar İçin de Zorluklar Daha Büyük Sektör engelli istihdamı açısından geniş bir alan sağlıyor. Ancak birçok engelli çalışan: Mola hakkı uygulanmıyor, Evden çalışma ekipmanları verilmediği için kendi cebinden karşılıyor, Performans baskısı engel durumuna göre düzenlenmiyor, Ulaşım desteği veya ergonomi desteği zayıf, gibi sorunlarla karşılaşıyor. Sektörün Sağlaması Gereken Adımlar Uzmanlar ve sendikalar, sektördeki iyileşme için şu adımların şart olduğunu belirtiyor: Banka promosyonlarının çalışanlara dağıtılması, Ücretlerin iş yüküne göre güncellenmesi, Psikolojik destek mekanizması kurulması, Performans kriterlerinin insani seviyeye çekilmesi, Engelli çalışanlar için özel düzenlemeler yapılması, Primlerin şeffaf ve uygulanabilir hâle getirilmesi, Evden çalışma giderlerinin karşılanması. Sonuç: 120 Bin Kişilik Büyük Bir Emek, Ama Görünmeyen Bir Gerçeklik Var Çağrı merkezi sektörü Türkiye’de devasa bir istihdam merkezi. Ancak bu kadar önemli bir sektör, çalışanlarını ayakta tutan temel şartları sağlamadıkça sürdürülebilirlik mümkün görünmüyor. Sesini duyuramayan binlerce müşteri temsilcisi, aslında milyonlarca müşterinin sorununu çözüyor; fakat kendi sorunları hâlâ çözümsüz.

Genel-İş Eskişehir Şube Başkanı Coşkun Sakçı: “İşçinin İradesine Baskı, Sendikal Hakka Saldırıdır!” Haber

Genel-İş Eskişehir Şube Başkanı Coşkun Sakçı: “İşçinin İradesine Baskı, Sendikal Hakka Saldırıdır!”

Genel-İş Eskişehir Şube Başkanı Coşkun Sakçı: “İşçinin İradesine Baskı, Sendikal Hakka Saldırıdır!” DİSK’e bağlı Genel-İş Sendikası Eskişehir Şubesi, Kütahya Belediyesi önünde bir basın açıklaması düzenleyerek belediye işçilerine yönelik sendikal baskılara tepki gösterdi. Açıklamada konuşan Genel-İş Eskişehir Şube Başkanı Coşkun Sakçı, “İşçinin sendika seçme özgürlüğü Anayasal bir haktır. Bu hakkı çiğneyen herkes suç işlemektedir. İşçinin iradesine baskı, sendikal hakka saldırıdır” ifadelerini kullandı. Sakçı, Kütahya Belediyesi’nde yürütülen örgütlenme sürecinde bazı temsilcilerin işçileri tehdit ettiğini ve baskı altında tuttuğunu belirterek, “Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz. Buna rağmen Kütahya’da bazı temsilciler işçilerin özgür iradesine baskı yapıyor, onları tehdit ediyor. Bu, yalnızca sendikal ayrımcılık değil, aynı zamanda açık bir anayasa ihlalidir” dedi. Genel-İş’in iddiasına göre Hizmet-İş Sendikası temsilcileri, belediyedeki bazı amir ve çavuşlar aracılığıyla işçilerin örgütlenme sürecine müdahale ediyor. Sakçı, “Bu yöntem sendikal ahlakla, işçi sınıfı bilinciyle ve insan onuruyla bağdaşmaz. Sendikanın görevi işçinin yanında olmak, baskı aracı haline gelmek değildir” şeklinde konuştu. Açıklamada ayrıca Kütahya Belediye Başkanı Eyüp Kahveci’ye yönelik haksız ithamlara da değinildi. Sakçı, Belediye Başkanı Kahveci’nin süreç boyunca adaletli, tarafsız ve hukuka uygun bir tutum sergilediğini vurguladı: “Sayın Eyüp Kahveci, sürecin başından itibaren hukuka, adalete ve özgür iradeye saygılı bir duruş sergilemiştir. Bu tavrı nedeniyle hedef alınması yandaş sendikacılığın ve politik çıkarcılığın göstergesidir. Belediye başkanlarını hedef göstermek yerine, işçinin hakkını korumak gerekir.” Sakçı, açıklamasının sonunda tüm belediye emekçilerini birlik olmaya çağırdı: “Bizim mücadelemiz emeğin onuru, adaletin sesi, işçinin özgür iradesi içindir. Kütahya’da korku değil dayanışma; baskı değil özgürlük; yandaşlık değil örgütlü işçi iradesi kazanacaktır.” Basın açıklaması, “Yaşasın Genel-İş, Yaşasın DİSK!” sloganlarıyla sona erdi.