Bugün takvimler "Hemşireler Günü"nü gösteriyor. Ama ben size herkesin yazdığı o basmakalıp kutlama cümlelerinden bahsetmeyeceğim. Çünkü hemşirelik, bir meslek tanımına sığmayacak kadar geniş, sadece teknik bir bilgiyle açıklanamayacak kadar "rahmet" dolu bir hikâyedir.
Merhametten doğan bir rahmet sanatıdır.
Hemşirelik dediğimiz şey, aslında merhametin ete kemiğe bürünmüş halidir. Bir düşünün daha yirmili yaşlarının başında gencecik bir kadın, acıdan inleyen bir hastanın başucuna geldiğinde nasıl oluyor da o an dünyanın en bilge, en şefkatli annesine dönüşebiliyor? İşte ben buna "anne kıvamı" diyorum. O beyaz önlük, üzerine giyildiği an bir zırha değil, bir şefkat hırkasına dönüşür. Hemşirelik kutsaldır çünkü o, insanın en savunmasız, en çıplak ve en korkmuş anında tuttuğu ilk eldir.
Karanlığı aydınlatan lambalı kadınlar
Tarihin tozlu sayfalarını araladığımızda, bu kutsal nöbetin öncülerini görürüz. 1850’lerin Kırım harbinde, barut kokulu koğuşlarda elinde feneriyle dolaşan Florence Nightingale’i hatırlayın. Askerler ona "Lambalı Kadın" derdi. Çünkü o fener sadece yolu değil, bir insanın son nefesindeki umudu aydınlatıyordu.
Bizim topraklarımızda ise bu destan Safiye Hüseyin Elbi ile yazıldı. Çanakkale’nin o mahşer yerinde, yaralı askerlerin üzerine bir ana gibi titreyen, her bir acıyı kendi ciğerinde hisseden Safiye Hanım, hemşireliğin sadece bir pansumandan ibaret olmadığını, bir "gönül köprüsü" kurmak olduğunu tüm dünyaya kanıtladı.
Geleceğin Dünyasında Değişmeyen tek sey
bugün dijital bir dönüşümün eşiğindeyiz. Yarın belki 6G teknolojilerini, yapay zekâları konuşacağız. Ama bir şeyi asla unutmamalıyız Hiçbir teknoloji, hiçbir robot, bir hastanın alnındaki teri silen o elin sıcaklığını veremez. Merhamet dijitalleşemez, şefkat bir algoritmaya sığmaz.
Hemşirelik, insanlığın henüz bitmemiş en uzun, en dokunaklı romanıdır. Ve her bir hemşire, bu romanın her sayfasında bir hayatın altını çizen sessiz bir kahramandır.
Sözün bittiği yere geldiğimizde
Eğer bugün bir hemşireye rastlarsanız, sadece "Günün kutlu olsun" demeyin. "İyi ki varsın merhametin nöbetçisi" deyin. Çünkü onlar, bu dünyayı daha yaşanılır kılan o ince ruhlu ordunun neferleridir.
Tüm hemşirelerimizin, o genç yaşlarında anne yüreği taşıyan tüm şifa dağıtıcıların günü kutlu olsun.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
MELİHA ATEŞ
BEYAZ ÖNLÜĞÜN MERHAMET NÖBETİ..
BEYAZ ÖNLÜĞÜN MERHAMET NÖBETİ..
Bugün takvimler "Hemşireler Günü"nü gösteriyor. Ama ben size herkesin yazdığı o basmakalıp kutlama cümlelerinden bahsetmeyeceğim. Çünkü hemşirelik, bir meslek tanımına sığmayacak kadar geniş, sadece teknik bir bilgiyle açıklanamayacak kadar "rahmet" dolu bir hikâyedir.
Merhametten doğan bir rahmet sanatıdır.
Hemşirelik dediğimiz şey, aslında merhametin ete kemiğe bürünmüş halidir. Bir düşünün daha yirmili yaşlarının başında gencecik bir kadın, acıdan inleyen bir hastanın başucuna geldiğinde nasıl oluyor da o an dünyanın en bilge, en şefkatli annesine dönüşebiliyor? İşte ben buna "anne kıvamı" diyorum. O beyaz önlük, üzerine giyildiği an bir zırha değil, bir şefkat hırkasına dönüşür. Hemşirelik kutsaldır çünkü o, insanın en savunmasız, en çıplak ve en korkmuş anında tuttuğu ilk eldir.
Karanlığı aydınlatan lambalı kadınlar
Tarihin tozlu sayfalarını araladığımızda, bu kutsal nöbetin öncülerini görürüz. 1850’lerin Kırım harbinde, barut kokulu koğuşlarda elinde feneriyle dolaşan Florence Nightingale’i hatırlayın. Askerler ona "Lambalı Kadın" derdi. Çünkü o fener sadece yolu değil, bir insanın son nefesindeki umudu aydınlatıyordu.
Bizim topraklarımızda ise bu destan Safiye Hüseyin Elbi ile yazıldı. Çanakkale’nin o mahşer yerinde, yaralı askerlerin üzerine bir ana gibi titreyen, her bir acıyı kendi ciğerinde hisseden Safiye Hanım, hemşireliğin sadece bir pansumandan ibaret olmadığını, bir "gönül köprüsü" kurmak olduğunu tüm dünyaya kanıtladı.
Geleceğin Dünyasında Değişmeyen tek sey
bugün dijital bir dönüşümün eşiğindeyiz. Yarın belki 6G teknolojilerini, yapay zekâları konuşacağız. Ama bir şeyi asla unutmamalıyız Hiçbir teknoloji, hiçbir robot, bir hastanın alnındaki teri silen o elin sıcaklığını veremez. Merhamet dijitalleşemez, şefkat bir algoritmaya sığmaz.
Hemşirelik, insanlığın henüz bitmemiş en uzun, en dokunaklı romanıdır. Ve her bir hemşire, bu romanın her sayfasında bir hayatın altını çizen sessiz bir kahramandır.
Sözün bittiği yere geldiğimizde
Eğer bugün bir hemşireye rastlarsanız, sadece "Günün kutlu olsun" demeyin. "İyi ki varsın merhametin nöbetçisi" deyin. Çünkü onlar, bu dünyayı daha yaşanılır kılan o ince ruhlu ordunun neferleridir.
Tüm hemşirelerimizin, o genç yaşlarında anne yüreği taşıyan tüm şifa dağıtıcıların günü kutlu olsun.