Tarih yine en bildik, en karanlık ve en bayat senaryolarından biriyle karşımızda. Bir İslam merkezine, huzurun ve inancın kalbi olan bir camiye yapılan her saldırı ,sadece orada secdeye duran Müslümanlara değil, insanlığın ortak vicdanına sıkılmış bir kurşundur. Ve biz bu filmi daha önce defalarca izledik.
Bugün camilere postallarla, silahlarla ya da provokasyonlarla saldıranlar, aslında kendi içlerindeki acizliğin ve nefretin fitilini ateşliyorlar. İnsan sormadan edemiyor; Yine neyi alevlemek istiyorsunuz? Yeni bir kaosun, yeni bir küresel dizaynın taşlarını mı döşüyorsunuz?
Dünya hafızasını henüz kaybetmedi. 11 Eylül’de İkiz Kuleler’i kendi elleriyle uçurup, faturasını masum Müslümanların üzerine yıkarak koca bir coğrafyayı kan gölüne çevirenlerin kirli hafızası hala taptaze karşımızda duruyor. O gün korku imparatorluğu kurup dünyayı işgallerle yeniden şekillendirenler, bugün de ibadethaneler üzerinden yeni bir İslamofobi dalgası yaratmaya, insanları birbirine kırdırmaya çalışıyorlar.
Açıkça soruyorum Bu kez hangi kirli planın üstünü örtmek, hangi küresel operasyona kılıf uydurmak için İslam’ı ve Müslümanları hedef tahtasına koyuyorsunuz?
Ama unuttukları bir şey var; Müslümanların vicdanı ve inancı, onların kurguladığı o karanlık laboratuvarlardan çok daha büyüktür. Camilerimize yapılan her saldırı, bizi sindirmek bir yana, saflarımızı daha da sıklaştırır; vicdanımızı ve birbirimize olan bağlılığımızı daha da çelikleştirir.
Tarih boyunca bu topraklarda ve dünyanın dört bir yanında barışın, adaletin teminatı olmuş bir ümmeti, bu ucuz tezgahlarla provokasyona getiremeyeceksiniz. Kendi yarattığınız canavarların arkasına saklanarak İslam’ı terörle, şiddetle yan yana getirme çabanız bir kez daha ellerinizde patlayacak.
Buradan tüm dünyaya haykırıyoruz; Kirli ellerinizi mabetlerimizden çekin! Küresel oyunlarınıza inancımızı alet etmeyi bırakın! Artık yeter! Bu millet de, bu ümmet de oynadığınız tiyatroyu çok net görüyor ve o sahnede yazdığınız rolleri oynamayı reddediyor.
Çünkü vicdan, sizin karanlık mühendisliklerinizden her zaman daha güçlüdür.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
MELİHA ATEŞ
AYNI KİRLİ SENARYO, AYNI KANLI OYUN: ARTIK YETER!
AYNI KİRLİ SENARYO, AYNI KANLI OYUN: ARTIK YETER!
Tarih yine en bildik, en karanlık ve en bayat senaryolarından biriyle karşımızda. Bir İslam merkezine, huzurun ve inancın kalbi olan bir camiye yapılan her saldırı ,sadece orada secdeye duran Müslümanlara değil, insanlığın ortak vicdanına sıkılmış bir kurşundur. Ve biz bu filmi daha önce defalarca izledik.
Bugün camilere postallarla, silahlarla ya da provokasyonlarla saldıranlar, aslında kendi içlerindeki acizliğin ve nefretin fitilini ateşliyorlar. İnsan sormadan edemiyor; Yine neyi alevlemek istiyorsunuz? Yeni bir kaosun, yeni bir küresel dizaynın taşlarını mı döşüyorsunuz?
Dünya hafızasını henüz kaybetmedi. 11 Eylül’de İkiz Kuleler’i kendi elleriyle uçurup, faturasını masum Müslümanların üzerine yıkarak koca bir coğrafyayı kan gölüne çevirenlerin kirli hafızası hala taptaze karşımızda duruyor. O gün korku imparatorluğu kurup dünyayı işgallerle yeniden şekillendirenler, bugün de ibadethaneler üzerinden yeni bir İslamofobi dalgası yaratmaya, insanları birbirine kırdırmaya çalışıyorlar.
Açıkça soruyorum Bu kez hangi kirli planın üstünü örtmek, hangi küresel operasyona kılıf uydurmak için İslam’ı ve Müslümanları hedef tahtasına koyuyorsunuz?
Ama unuttukları bir şey var; Müslümanların vicdanı ve inancı, onların kurguladığı o karanlık laboratuvarlardan çok daha büyüktür. Camilerimize yapılan her saldırı, bizi sindirmek bir yana, saflarımızı daha da sıklaştırır; vicdanımızı ve birbirimize olan bağlılığımızı daha da çelikleştirir.
Tarih boyunca bu topraklarda ve dünyanın dört bir yanında barışın, adaletin teminatı olmuş bir ümmeti, bu ucuz tezgahlarla provokasyona getiremeyeceksiniz. Kendi yarattığınız canavarların arkasına saklanarak İslam’ı terörle, şiddetle yan yana getirme çabanız bir kez daha ellerinizde patlayacak.
Buradan tüm dünyaya haykırıyoruz; Kirli ellerinizi mabetlerimizden çekin! Küresel oyunlarınıza inancımızı alet etmeyi bırakın! Artık yeter! Bu millet de, bu ümmet de oynadığınız tiyatroyu çok net görüyor ve o sahnede yazdığınız rolleri oynamayı reddediyor.
Çünkü vicdan, sizin karanlık mühendisliklerinizden her zaman daha güçlüdür.