Bazel Kongresi’nden bugüne uzanan o sinsi ajandayı Hakan Fidan’ın masaya vurduğu o sert mesajları ve "ver kurtul" diyenlerin iğneleyici ihanetini iliklerine kadar hissettirecek bir yazı hazırladım sayın okurlarım..
Bu yazı, sadece bir analiz değil 2026 Mayıs sıcağında, zurnanın zırt dediği yerden Anadolu’nun gür sadasıdır.
Dünya, 2026 yılının Mayıs ayına sadece bir takvim yaprağıyla değil, yüzyıllık bir hesaplaşmanın tam ortasından girdi. Dışarıda yükselen o uğursuz tam tam sesleri, aslında 1899 yılında Bazel’de, Siyonist Kongresi’nin gizli dehlizlerinde çizilen o kirli haritanın son rötuşlarıdır. O gün haritaya "stratejik kilit" olarak Kıbrıs’ı koyanlar, bugün Akdeniz’de nükleer bahanelerle karşımıza dikiliyor.
Fragman bitti, film başladı
Suriye’nin güneyi parçalandı, Lübnan’ın yarısı o işgalci iştahın kurbanı oldu. Senaryonun "İran fragmanı" ise bir provadan öte, bölgeyi diz çökertmek isteyen Derin Amerika’nın tasarlanmış
kaosu olarak karşımızda. Ama unuttukları bir şey var Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı asla unutmaz!
Rahmetli Erbakan Hoca’nın yıllar önce kulaklarımıza küpe ettiği o "Mesele Suriye değil, Türkiye’dir" uyarısı, bugün bir kehanet değil, çıplak bir saha gerçeğidir. Odak nokta Türkiye’dir.
çünkü Türkiye, o 1899 haritasını yırtıp atacak yegâne güçtür.
İçimizdeki "Truva Atları"
Dışarıdan kuşatılmak bu milletin genetiğinde var ama en can yakıcı olanı, içerideki teslimiyetçi zihniyettir. "Kıbrıs’tan kurtulmak hayatımın amacı" diyen o sığ akıl, Kıbrıs’ı bir bütçe kalemi sanadursun biz biliyoruz ki Kıbrıs giderse Mavi Vatan gider, Akdeniz giderse Anadolu nefessiz kalır. O zihniyete tek bir cevap yeter: "Siz önce kendinizi o zihinsel İsrail prangalarından kurtarın!"
Hakan Fidan’ın Bombalı Mesajı
Devletin çelik çekirdeği bugün sessiz ama derinden bir cevap veriyor. Hakan Fidan’ın "bombalı tüfekli" kadar sert olan o diplomatik mesajları, aslında 10 yıldır sessizce yürütülen o büyük seferberliğin ilanıdır. Türkiye artık fragmanlarda rol alan bir oyuncu değil 81 iline yaydığı drone üretim merkezleriyle, sayısı artırılan profesyonel komando tugaylarıyla ve Kıbrıs semalarında yankılanan F-16 motor sesiyle bizzat yönetmen koltuğundadır. Zurnanın "Zirt" Dediği Yer ise
Onlar nükleer bahane dedikçe biz yerli teknoloji diyoruz. Onlar kuşatma dedikçe biz "sahlanma Ruhu" diyoruz. Onlar 1899’un hayaliyle yaşıyorsa, biz 2026’nın gerçeğiyle sahadayız.
Bu coğrafyada "cenaze namazı" kılmak için saf tutanlar, bilsinler ki o safın önünde musalla taşında bekleyen kendileri olacaktır. Anadolu artık sadece savunan değil, bu kirli oyunu kökten bozan bir güçtür.
Vakit, zurnanın zırt dediği yerden Anadolu'nun zafer marşını çalma vaktidir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
MELİHA ATEŞ
1899' DAN 2026'YA BÜYÜK KUŞATMA VE ÇELİK İRADE..
1899' DAN 2026'YA BÜYÜK KUŞATMA VE ÇELİK İRADE..
Bazel Kongresi’nden bugüne uzanan o sinsi ajandayı Hakan Fidan’ın masaya vurduğu o sert mesajları ve "ver kurtul" diyenlerin iğneleyici ihanetini iliklerine kadar hissettirecek bir yazı hazırladım sayın okurlarım..
Bu yazı, sadece bir analiz değil 2026 Mayıs sıcağında, zurnanın zırt dediği yerden Anadolu’nun gür sadasıdır.
Dünya, 2026 yılının Mayıs ayına sadece bir takvim yaprağıyla değil, yüzyıllık bir hesaplaşmanın tam ortasından girdi. Dışarıda yükselen o uğursuz tam tam sesleri, aslında 1899 yılında Bazel’de, Siyonist Kongresi’nin gizli dehlizlerinde çizilen o kirli haritanın son rötuşlarıdır. O gün haritaya "stratejik kilit" olarak Kıbrıs’ı koyanlar, bugün Akdeniz’de nükleer bahanelerle karşımıza dikiliyor.
Fragman bitti, film başladı
Suriye’nin güneyi parçalandı, Lübnan’ın yarısı o işgalci iştahın kurbanı oldu. Senaryonun "İran fragmanı" ise bir provadan öte, bölgeyi diz çökertmek isteyen Derin Amerika’nın tasarlanmış
kaosu olarak karşımızda. Ama unuttukları bir şey var Kurt kışı geçirir ama yediği ayazı asla unutmaz!
Rahmetli Erbakan Hoca’nın yıllar önce kulaklarımıza küpe ettiği o "Mesele Suriye değil, Türkiye’dir" uyarısı, bugün bir kehanet değil, çıplak bir saha gerçeğidir. Odak nokta Türkiye’dir.
çünkü Türkiye, o 1899 haritasını yırtıp atacak yegâne güçtür.
İçimizdeki "Truva Atları"
Dışarıdan kuşatılmak bu milletin genetiğinde var ama en can yakıcı olanı, içerideki teslimiyetçi zihniyettir. "Kıbrıs’tan kurtulmak hayatımın amacı" diyen o sığ akıl, Kıbrıs’ı bir bütçe kalemi sanadursun biz biliyoruz ki Kıbrıs giderse Mavi Vatan gider, Akdeniz giderse Anadolu nefessiz kalır. O zihniyete tek bir cevap yeter: "Siz önce kendinizi o zihinsel İsrail prangalarından kurtarın!"
Hakan Fidan’ın Bombalı Mesajı
Devletin çelik çekirdeği bugün sessiz ama derinden bir cevap veriyor. Hakan Fidan’ın "bombalı tüfekli" kadar sert olan o diplomatik mesajları, aslında 10 yıldır sessizce yürütülen o büyük seferberliğin ilanıdır. Türkiye artık fragmanlarda rol alan bir oyuncu değil 81 iline yaydığı drone üretim merkezleriyle, sayısı artırılan profesyonel komando tugaylarıyla ve Kıbrıs semalarında yankılanan F-16 motor sesiyle bizzat yönetmen koltuğundadır. Zurnanın "Zirt" Dediği Yer ise
Onlar nükleer bahane dedikçe biz yerli teknoloji diyoruz. Onlar kuşatma dedikçe biz "sahlanma Ruhu" diyoruz. Onlar 1899’un hayaliyle yaşıyorsa, biz 2026’nın gerçeğiyle sahadayız.
Bu coğrafyada "cenaze namazı" kılmak için saf tutanlar, bilsinler ki o safın önünde musalla taşında bekleyen kendileri olacaktır. Anadolu artık sadece savunan değil, bu kirli oyunu kökten bozan bir güçtür.
Vakit, zurnanın zırt dediği yerden Anadolu'nun zafer marşını çalma vaktidir.
VESSELAM...