
Anadolu’nun tam kalbinde, geçmişle geleceğin kesiştiği bir şehir var: Kütahya. Tarihiyle gurur veren, doğasıyla nefes aldıran, kültürüyle kimlik kazandıran bu şehir; yalnızca gezilecek bir rota değil, yaşanacak bir miras sunuyor.
Tarihin Taşa Kazındığı ŞehirKütahya Kalesi, yüzyıllardır şehre tepeden bakıyor. Ulu Camii ve Dönenler Camii, inancın ve maneviyatın sessiz tanıkları olarak ayakta duruyor. Germiyan Sokakları ise Osmanlı’nın izlerini bugüne taşıyan bir açık hava müzesi gibi… Dünyanın en iyi korunmuş antik kentlerinden biri olan Aizanoi Antik Kenti, tarihe yön veren ilk borsaya ve antik stadyuma ev sahipliği yapıyor. Frig Vadisi, kaya mezarları ve doğal oluşumlarıyla geçmişin gizemini fısıldıyor.
Zaferin Yazıldığı TopraklarKütahya sadece bir şehir değil, bir destanın adıdır. Dumlupınar Şehitliği, Zafer Anıtı ve cephe hatları; bu toprakların nasıl vatan yapıldığını haykırıyor. Büyük Taarruz’un izleri hâlâ bu topraklarda canlı… Burada tarih okunmaz, hissedilir.
Doğanın Şifa Veren YüzüKütahya, doğayla baş başa kalmak isteyenler için adeta bir cennet. Murat Dağı, kış turizmi ve termal kaynaklarıyla dört mevsim ziyaretçi çekiyor. Domaniç Yaylaları, oksijeniyle nefes aldırıyor. Kanyonları, yaylaları ve ormanlarıyla şehir; stresin panzehiri gibi… Kaplıcaları ise yüzyıllardır şifa dağıtıyor.
Çininin Başkenti, Kültürün MerkeziDünyaca ünlü Kütahya çinisi, sadece bir sanat değil; nesilden nesile aktarılan bir kültürdür. Her desen, her renk bir hikâye anlatır. El sanatları, festivaller ve yöresel lezzetlerle Kütahya; yaşayan bir kültür hazinesidir.
Merkez ve 12 İlçesiyle Bir BütünAltıntaş’tan Tavşanlı’ya, Simav’dan Gediz’e kadar uzanan 12 ilçesiyle Kütahya; geçmişiyle gurur, doğasıyla huzur, kültürüyle Anadolu’nun özüdür. Kütahya keşfedilmeyi beklemiyor, sizi çağırıyor.
Eğer hâlâ yolunuz düşmediyse, bilin ki Anadolu’nun en güçlü hikâyelerinden birini kaçırıyorsunuz.